AKP’nin pandemi yönetimi: Halka aşı kotası, sağlıkçıya istifa ve izin yasağı

Eylülde sağlık emekçilerinin yürümelerine yasak getiren iktidar, bir buçuk ay sonra sağlık emekçilerine istifa, izin ve emeklilik yasağı getirdi. “Hasta-vaka” ayrımıyla başlayan karartma, halka konulan “aşı kotası” ile devam etti     

Uğur Cucu 31 Ekim 2020 DOSYASAYI 3

Haziran itibariyle “normalleşme” sürecine geçilmesinin ardından koronavirüs (COVID-19) pandemisi Türkiye’de farklı uğrak noktalarından geçti. Temmuz ayında Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi illerdeki vaka artışının bir benzeri ağustosta Ankara’da yaşandı. Eylül ayına gelindiğinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın deyimiyle vaka artışı göstermeyen kent yok gibiydi. Bugün ise pandemide gözlerin çevrildiği il İstanbul. 16 milyonluk şehir, Türkiye’deki koronavirüs vakalarının yüzde 40’ına ev sahipliği yapıyor. Türkiye’deki ağır hastaların yüzde 30’u da yine İstanbul’da.

Salgında vaka oranları, artışlar, azalışlar böyle ancak pandemi yönetimini yalnız “vaka artışları”na bakarak değerlendirmek eksik kalacaktır. Bu işin bir diğer tarafı da sağlık emekçileridir.

Sağlık emekçilerinin isyanı: “Tükeniyoruz”

Koronavirüsle mücadelenin ön safında yer alan sağlık emekçileri cephesinde sayılarla durum şöyle: 123 sağlık emekçisi koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdi, 40 binden fazlası enfekte oldu. Sağlık emekçileri koronavirüse yakalananların yüzde 10’unu oluşturuyor. Ancak 130 ülkede sağlık emekçileri için meslek hastalığı olarak tanımlanan COVID-19, Türkiye sınırlarına girince bu özelliğini yitiriyor.

Sağlık emekçileri ölüm oranlarının yükseldiği, grip mevsiminin gelip çattığı bugünlerde, hastaneler ve aile sağlık merkezleri önlerinde “Tükeniyoruz” eylemlerine imza attılar. İktidara ve sağlık politikası uygulayıcılarına “Yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz, ölüyoruz” diye seslendiler. Bunun üzerine de Türk Tabipleri Birliği şahsında hedef tahtasına oturtuldular.

15 Eylül’de sağlık emekçileri pandemi krizinin kötü yönetimini ve sağlıkçılar arasında hızla artan ölümleri protesto etmek için eylemler örgütledi. İstanbul Tabip Odası da bu kapsamda İstanbul Tıp Fakültesi önünden Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi önüne yürümek istedi. Ancak polis engeliyle karşılaştı.

O gün sağlık emekçilerinin yürümelerine yasak getiren iktidar, 27 Ekim’de sağlık emekçilerine istifa, izin ve emeklilik yasağı getirdi.“Hasta-vaka” ayrımıyla başlayan karartma, halka konulan “aşı kotası” ile devam etti. İktidarın koronavirüs pandemisini yönetme stratejisinin yeni evresi ise kendisini “yasaklarla” ifade etti. Sağlık Bakanlığı, “Yaşatmak için yaşamalıyız” diyen sağlık emekçilerine hastalığı ve ölümü reva gördü.

COVID+Influenza=Kusursuz fırtına

Sonbahar sonunda başlayıp bahar başına kadar sürecek olan grip (influenza) mevsimine girdik. Bulaşıcılığı ve öldürücülüğü gripten yüksek bir salgın ise hız kesmeden devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gribe Hazırlık ve Müdahale Başkanı Dr. Ann Moen, 25 Eylül’de özellikle kuzey yarımkürede bulunan ülkelerin grip aşısı taleplerinin arttığına dikkat çekti. Dünya genelinde yılda 1 milyar grip vakası görülüyor, bu vakaların 3 ile 5 milyonu “ağır vaka” olarak tanımlanıyor. Yılda ortalama 290 bin ile 650 bin arasında insan solunum yolları rahatsızlıkları sebebiyle yaşamını yitiriyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) de COVID-19 ile influenzanın birleşmesinin yaratacağı etkiyi “Kusursuz fırtına” olarak tanımladı. Herkese gecikmeksizin ücretsiz influenza aşısı sağlanmasının devletin görevi olduğunu hatırlatan TTB, şu taleplerde bulundu:

  • DSÖ’nün söylemiyle “riski olsun olmasın yaşı 6 ay üzerinde olan her yurttaşımıza aşı” temin edilmelidir.
  • Aşı işlemleri toplum sağlığını korumanın önemli adımlarındandır ve bir yaşam hakkıdır. Herkese gecikmeksizin ücretsiz influenza aşısının sağlanması devletin görevidir.
  • En önemli risk grubu olan sağlık çalışanlarının tümüne, ivedilikle influenza aşısı yapılmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’nın bu talepler karşısındaki tutumu ise halka “aşı kotası” getirmek oldu. Aralarında şeker, kalp hatta kanser hastalarının olduğu kesimler Sağlık Bakanlığı’nın aşı algoritmasına göre risk grubunun dışında kaldı.

Sağlık Bakanlığı’nın aşı karnesi: Zamlı ve kotalı

Koruyucu sağlık hizmetlerini kör topal bırakıp, “hasta garantili” şehir hastanelerini memleketin dört bir yanına konduran AKP’nin aşı karnesinin kırıklarla dolu olduğu ortada. Ancak bu karneyi koronavirüs pandemisi koşullarında bir daha incelemek yerinde olacak.

Pandemi koşullarında dünyadaki aşı arzı yüzde 20 oranında arttı. Ülkelerin grip aşısı talepleri de bir hayli yükseldi. Koronavirüsün aşısının ya da ilacının bulunduğunda dünyaya adil bir şekilde dağıtılıp dağıtılmayacağı tartışmaları arasında Türkiye grip aşısı konusunda halka “kota” getirdi. Grip aşısı olabilecekler e-Nabız sistemine yüklendi. Önceki yıllarda 39 TL olan aşının fiyatı bu yıl için 72 TL olarak belirlendi. Aşılar renkli reçetelerle hastaya özel olarak yazılacak ve eczanelerden temin edilecek.

Grip aşısına kota getirilmesi ayrı, aşılanacak riskli grupların kriterleri ayrı tartışma yarattı. Zira şeker, kalp ya da kanser hastası yurttaşlar aşılanacak grupların arasında olmadıklarını duyurmaya başladı. Hal böyle olunca Bakan Koca’nın başkanlık ettiği ve ilk defa İstanbul’da gerçekleşen 28 Ekim’deki Bilim Kurulu toplantısında aşı konusu gündem oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen yıl 1 milyonun üzerinde grip aşısının tüketildiğini söyledi. Bu yıl da 2,2 milyon aşının temin edildiğini söyledi ve aşı dozunu 3 milyonun üzerine çıkarma hedefinden bahsetti. “Herkesin aşı yaptırma imkânı zaten olamaz” diyen Bakan Koca aşı dozundaki yüzde 100’lük artışı yine başarı hikâyesi gibi sundu.

“Başarı hikâyesi” diyoruz çünkü bu karşılaştırmayı İngiltere ve Almanya’dan şu örnekleri vererek yaptı: Almanya geçen yıl 21 milyon doz olan grip aşısını bu yıl 26 milyona, İngiltere ise geçen yıl temin ettiği 25 milyon doz grip aşısını 30 milyona çıkardı. Almanya’nın nüfusu 83 milyon, İngiltere’nin 56 milyon. Yani Almanya nüfusunun yüzde 31’ini, İngiltere yüzde 53’ünü aşılıyor. Nüfusunun yüzde 2,65’ine karşılık gelecek aşı dozunu ülkesine getiren Bakan Koca da aşı dozundaki artış oranıyla övünüyor.

Kış geliyor!

Bakan Koca 12 bin sağlıkçı ataması haberinin arasında “riskli alan”larda çalışan sağlıkçıların kasımın ilk haftası aşılanmaya başlanacağını da söyledi. Tavandan ek ödeme, hasta-vaka gibi belirsiz söylemlerine bir yenisinin daha eklendiğini söylemek yanlış olmaz. Bakan Koca’nın “riskli alan”dan kastını önümüzdeki hafta öğreneceğiz.

Bakan Koca konuşmasının devamında “yerli aşının” nisan ayında uygulamaya geçebileceğini umuyor. Dünyada aşılamanın ise yeni yılın ilk aylarında başlayabileceğini belirtip sözü Bilim Kurulu üyesi Dr. Serhat Ünal’a bırakıyor: “Önümüzdeki yılın ilk ayları içerisinde üretilen miktara göre aşıya ulaşabilen ülkelerde bir aşılama başlayacak gibi. İnşallah bizim ülkemizde bu ülkeler arasında olacak.” Bakan Koca ise “İnşallah, aralıkta hedefliyoruz, başarılı olursa” diye yanıtlıyor.

Grip aşısı için halka “kota” koyan iktidarın koronavirüs aşısı çıktığında bunu Türkiye’ye getirip getiremeyeceği merak konusu. Ancak kesin olan bir şey var ki sağlık politikalarını belirleyenler halkın ve sağlık emekçilerinin ihtiyaçlarına karşılık veremiyor. İktidar pandemi krizini vaka sayılarını gizleyerek, aşıya kota koyarak, “tükeniyoruz” diyen sağlık emekçisine istifa ve izin yasağı getirerek yönetmeye çalışıyor. Kış geliyor!

 

 

Sendika.Org'a Patreon'dan destek ol