AKP çıkış arıyor, halk muhalefeti sokağa…

Bugün kimi uçlarını gördüğümüz açık kitle eylemlerinin zor yoluyla engellenmesi ya da kontrgerilla örgütünün aleni sahneye çıkışı, devrimcilerin önümüzdeki dönemin mücadelesini örgütlerken göz önüne alması gereken gelişmeler

Kutay Meriç 31 Ekim 2020 DOSYASAYI 3

AKP 18 yıllık iktidarının en ağır krizini yaşıyor. Artık ne sermaye çevrelerinde ne de borç ekonomisiyle halkta yarattığı refah duygusunu sürdürebiliyor. Paylaşılacak-yağmalanacak pastanın daralmasıyla egemenler katında kavga büyüyor. Bu kavga burjuva siyasetini paramparça, çok başlı bir hale getiriyor. İşsizlik ve yoksulluk arttıkça da seçmen desteği altından kaymaya başlıyor. Halk ise krizin etkisiyle bir alternatif arıyor. Burjuva siyaseti, kriz içindeki halkı çok da cezbetmiyor. Baskı, şiddet, manipülasyon, pandemi ve solun zayıflığının etkisiyle tepkiler sokağa da taşamıyor.

Ama Saray’ın işi çok zor. İktidarını sürdürmek için elinde kala kala zor cihazı dışında bir şey kalmadı. Dünyada hiçbir diktatörlük, açlık yoksulluk içindeki kitleleri kolayca manipüle edemez, yönetemez.

Muhalefet açısındansa basitçe seçmen bilincine indirgenmiş “ilk seçimde gidecekler” sözünde somutlaşan siyasal beklentinin ne kadar sonuç vereceği şüpheli.

Kontrgerillada hareketlilik, iktidar cephesinde çelişkiler

Saray iktidarı erken seçim için fırsat kolluyor ancak istediği zemini bir türlü yakalayamıyor. Her gün bir başka dış sorun-suni kavga yaratıp bunlarla kitle nabzı diri tutulmaya çalışılsa da bunların seçmen tercihi üzerinde sınırlı bir etkisi oluyor. İşsizlik ve yoksulluk içindeki kitleler üzerinde ciddi bir etki yaratmıyor. Dış politikada ise art arda fiyaskolar sıralanıyor.

Erken seçim olanağı arayan Saray iktidarı, bu yöndeki politikasını sadece dış politikada sürdürdüğü gerilim üzerine değil, muhalefet cephesinin dağınıklığını ve etkisizliğini daha da derinleştirmek üzerine kuruyor.

Yükselme, genişleme ve sağı etrafına toplama kapasitesinde olduğu görülen İyi Parti özel olarak hedef seçilmiş durumda. İyi Partili Ümit Özdağ, partisini FETÖ’cüler doluştu diye ihbar ederken, kongre karışıklıkları ise hala sürüyor. İyi Parti’de yaşanan karışıklıkları kontrgerilla teşkilatından bağımsız düşünmemek gerekir. Ya da CHP kökenlilerin yeni parti kurma girişimlerini.

Devlet Bahçeli, İyi Parti için salı günü grup toplantısında “karanlık bir proje” derken; Erdoğan ise davetli olduğu İyi Parti’nin 3. kuruluş yıldönümü kutlama etkinliğine içten bir mesaj gönderebiliyor.  Ağustos ayı başında yaptığı bir konuşmasında “İyi Parti yerli ve millidir” diyen Erdoğan İyi Parti 2. Olağan Genel Kurulu’na davet ediliyor, ancak bu genel kurula HDP ile MHP çağırılmıyor. MHP sürecin kötü polisi, AKP iyi polisi rolüne bürünürken eski-yeni kontrgerillamız da sürecin saha işlerini yürütüyor.

Mehmet Ağar’ın marinasında, evsahipliğinde toplanıp hatıra fotoğrafı çektiren “eski” kontrgerilla şefleri ve fotoğraf karesinde bulunan Devlet Bahçeli’nin kıymetlisi faşist mafyacı Alaattin Çakıcı’nın yurt gezilerini en son CHP’li Edirne Belediye Başkanını ziyaretle sonuçlandırması gösteriyor ki, kontrgerilla faaliyet alanı ana muhalefet partisine kadar açıktan uzanmış. Çakıcı bununla kalmıyor, bu görüşmeyi eleştirenler ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve Meral Akşener’i tehdit ediyor. Anlaşılan o ki bu ekip, Saray rejiminin sıkışmışlığında yeni bir pozisyon alıyor.

Ana muhalefet partisi ve Millet İttifakı’ndaki ortağı, atalet ve iç karışıklık içindeyken, ana muhalefet görevi de dokuz liraya dayanmış dolara kalmış durumda.

Sıkıysa sokağa çıkın

Gazeteci Necdet Saraç’ın 15 Ekim’de yazdığı “Sokak hazır, muhalefetin silkelenmesini bekliyor” başlıklı yazısına sekiz gün sonra cevap veren MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, CHP’ye bir dolu laf ettikten sonra bu yazının başlığına konu olan sözü söyledi: “Sıkıysa sokağa çıkın!”

Aslında Saraç, sokak derken vatandaşın nabzını kastediyordu ve sokak eylemleri ile ilgili herhangi bir şey söylemiyordu. Saraç, sahaya çıkıp milyonlarca seçmen ve üyesiyle politik bir bağ kurarak iktidara alternatif olmaya hazırlanılması gerektiğini belirtmişti. Semih Yalçın’ın sokağa çıkacaklara yönelik tehdidi, Devlet Bahçeli’nin “Hele bir sokağa çıkın. Hanyayı Konyayı görürsünüz” sözleriyle devam ettirildi.

MHP’nin çağrısı ilgili devlet birimlerine ulaşmış olacak ki Halkevleri’nin birçok kentte yapacağı sokak eylemlerine yasak getirildi, saldırılar düzenlendi, 50’yi aşkın Halkevci gözaltına alındı.

Sokağa çıkma bahsine girmişken, iktidar safında sokağa çıkanlara da bir bakmak gerek. Bugünlerde Fransa’yla yaşanan “peygambere hakaret” krizinde sokağa döktürülenler, ilginç bir şekilde “yerli ve milli” İslami topluluklar değil Suriye’den gelme ÖSO’cu ve şeriatçılar olurken, Şii (gerçekte laik) Azerbaycan ile ilgili kitle mobilizasyonuysa esas olarak MHP’ye kalıyor. Suriyeli cihatçıların kitlesel bir şekilde faşizmin saha elemanları olarak kullanılması üzerine dikkatle düşünülmeli.

Sokağa…

AKP açısından, erken seçim olacaksa bir an önce, ekonomik kriz daha da derinleşmeden yapılmalı. Bütün veriler göstermekte ki yeni yıla ağır bir finansal krizle gireceğiz. 2001 krizinden farklı olarak halkı ve esnafı doğrudan vurmayacak. Dolar borçlusu olanlar daha çok orta, büyük ve tekelci işletmeler. Doların artışı ve finansal kriz, dışa bağımlı bir ekonomide hayat pahalılığı, yoksullaşma, işsizlik olarak gelişiyor, gelişecek.

AKP’nin Aşil topuğu ekonomik kriz kaynaklı halk tepkileri. Kriz eksenli bir sokak muhalefeti en büyük korkusu. Halkevleri’nin kampanya programının kitle eylemleri de bu nedenle yasaklanıp saldırıya uğruyor. Devrimcilerin kitlelerle meşru ve haklı bir zeminde buluşması korkuyla engellenmeye çalışılıyor.

Faşizmin ablukası dağıtılabildiği oranda sokağın da büyüyebileceği ve öncü kitle eylemlerinin ne kadar elzem ve gerekli olduğu bir kez daha deneyimlenmiş oldu. Bugün kimi uçlarını gördüğümüz açık kitle eylemlerinin zor yoluyla engellenmesi ya da kontrgerilla örgütünün aleni sahneye çıkışı, devrimcilerin önümüzdeki dönemin mücadelesini örgütlerken göz önüne alması gereken gelişmeler.

Ne etkili bir sokak muhalefetinin ne de etkili bir parlamenter burjuva muhalefetinin olduğu koşullarda AKP kendisine çıkış arıyor.

“İlk seçimde gidecekler” mottosu ise bir hayal ve temenni olmanın ötesine gidemiyor.

Biz yüzümüzü sokağa çevirelim. Hayat orada akıyor…

 

Sendika.Org'a Patreon'dan destek ol